MAJOR ARCANA

Sheldon Kopp, Masumiyetin Sonu isimli kitabına “Bize ihtiyacımızdan fazla acı getireceği konusunda hayata güvenebilirsiniz,” cümlesiyle başlar.

Hayatın bize fazlasıyla getirdiği bu acıları en belirgin olarak yaşadığımız kartlar Asılan, Ölüm, Şeytan ve Ay kartlarıdır. Tüm bu kartlar bizi içerisinde kendimizi kaybetme olasılığımızın çok yüksek olduğu derinliklere götürürler. Aslında bu derinlikler kendimiz olabilmemiz için en büyük potansiyeli barındırırlar ama aynı zamanda bu derinliklerde mutlak surette masumiyetimizi yitiririz.

Bu kartları diğerlerinden ayırmak amacıyla mutlak surette diyorum, çünkü diğer kartlarda da masumiyetimizi yitirme olasılığı vardır ama kahramanın yolcuğunun vazgeçilmez koşulu olan masumiyetin yitirilişi bu dört kart tarafından garanti altına alınmıştır.

Masumiyeti yitirmek kahramanın yolculuğunun vazgeçilmez koşulu ve kaçınılmaz sonucudur, çünkü Joker’in çocuksu naifliğinden Güneş’in arınmış saflığına geçebilmemiz için yitirmemiz gereken bir şeydir masumiyet. Bu yolculukta sırça fanusumuzdan dışarıya adım atar ve gerçek hayatla tanışırız. Gerçek hayat hiç de bizim yanılsamalarımızdaki gibi değildir. Bu adım attığımız, hiç de hayallerimizdeki gibi olmayan, adaletsiz dünyada var olmayı ve kendimiz olmayı öğrenmemiz gerekir. Bunu öğrenirken aynı zamanda masum olmadığımızı da öğreniriz çünkü yolda onu mutlaka bir şekilde yitiririz.

Sheldon Kopp kitabında bunu şöyle anlatmış: “Eğer yetişkinlerin arada sırada yaşayabilecekleri mutlulukları da kaçırmak istemiyorsak bizi rahatlattığını düşünerek aldandığımız çocukluk hayallerimizden kurtulmayı öğrenmeliyiz. Hayatımızı istediğimiz gibi yaşayabilme özgürlüğünü elde etmenin tek yolu hareketlerimizin kaçınılmaz sonuçlarıyla yüzleşmeyi göze almak ve bize bakacak tek insanın kendimiz olduğunu görebilmektir. Sahip olabileceğimiz sadece kısmi özgürlük ve sınırlı mutluluktur. Yine de bu pek de mükemmel olmayan hediyelerin nimetlerinden faydalanabilmek için yetişkinler masumiyetlerinden vazgeçmek zorundadırlar.”

KARTIN ADI-BURCU / GEZEGENI GRUBU
JOKER Uranüs – Merkür, Su. Engin görüş ani kararlarin simgesidir.
RAHIBE Ay, Su. Altinci hissin ve bilinmeyen güçlerin simgesidir.
KRALIÇE Venüs, Toprak – Hava. Verimliligi ve gelismeyi simgeler.
KRAL Koç, Ates. Sorumluluk, güven ve prensibi simgeler.
RAHIP Boga, Toprak. Irade ve ruhsal gücün simgesidir.
ASIKLAR Venüs – Jüpiter, Hava. Sevginin ifadesi, sevgi ile verilen kararlar.
SAVAS ARABASI Yengeç, Su. Güç kazanimi
GÜÇ Aslan, Ates. Yaşama sevinci, saglik, gurur, haz ve tutku.
ERMIS Basak, Toprak. Olgunluk ve özgürlügü koruma çabasi.
KADER ÇARKI Satürn, Toprak. Zamanin efendisi ve ögretmeni.
ADALET Jüpiter – Mars, Su / Ates. Tutarlilik ve dürüst davranma.
ASILAN ADAM Balik, Su. Esareti simgeler.
ÖLÜM Akrep, Su. Ayrilik, yaşam tarlasi.
DENGE Venüs, Toprak – Hava. Tutarlilik ve uyumun sembolü.
SEYTAN Plüton, Su. Karanlik güçlerin sembolü.
YIKILAN KULE Uranüs – Satürn, Hava – Toprak. Ani degisimler.
YILDIZ Kova, Hava. Ileri görüslülük.
AY Yengeç, Su. Bilinçaltina inis.
GÜNES Günes, Ates. Canlilik, yaraticilik, yeniden hayat verme.
UYANIS / MAHKEME Jüpiter – Uranüs, Su – Hava. Kurtulus.
DÜNYA Balik, Su. Dengeli uyum, mutlu son.

00.JOKER: Hava elementi tarafından temsil edilen Joker başlangıcı temsil eder.
01.BÜYÜCÜ: Merkür gezegeni tarafından temsil edilen Büyücü
kişinin kendi kaderini yönlendirebileceğinin işaretidir.
02.AZİZE: Ay tarafından temsil edilen Azize bilinmeyen gizli gücümüzü,ruhumuzu,sezgi yeteneklerimizi simgeler.Tarot’un üç koruyucu kartından biridir.
03.İMPARATORİÇE: Venüs gezegeni tarafaından temsil edilen
İmparatoriçe bereketi, başarı ve zevklerimizi simgeler.
04.İMPARATOR: Zodyak’ın ilk yıldızı olan Koç tarafından yönetilir.Erkekliğin,babalığın ve sert maddesel fonksiyonların
temsilcisidir.
05.AZİZ: Yönetici yıldızı Boğa olan Aziz bir olayın olumlu gelişeceğinin habercisidir.Tarot’un koruyucu üç karından biridir.
06.AŞIKLAR: Yönetici yıldızı İkizler olan Aşıklar bir taraftan
büyük aşkı diğer taraftan önemli bir seçim aşamasına gelindiğinin habercisidir.
07.ARABA: Yengeç burcu tarafından yönetilen Araba yeniliğin 
iyi şeyler getireceğini gösteren tek tarot kartıdır.
08.GÜÇ: Aslan burcu tarafından yönetilen Güç kartının Büyücü kartı ile yakın benzerliği vardır.Bize engellerden korkmamamız gerektiğini söyler.
09.ERMİŞ: Başak burcu tarafından yönetilen Ermiş sezgi ve yalnızlığı ve ruhsal aşkı simgeler.
10.KADER ÇARKI: Zodyak’ın dört elementi olan Ateş için Aslan, Toprak için Boğa, Su için Kartal ve Hava elementi için Melek tarafından temsil edilen Kader Çarkı sürpriz ilişkileri ve kaderi simgeler.
11.ADALET: Terazi burcu tarafından yönetilen Adalet dengeyi ve mantıklı sevgiyi anlatırken ne ekersek onu biçeçeceğimizi
ifade eder.
12.ASILAN ADAM: Su elementi tarafından yönetilen Asılan
bir dönüm noktasına gelindiğini, ele geçen fırsatları gösterir.
13.ÖLÜM: Akrep burcu tarafından yönetilen Ölüm cinsel tutkuların, kaçınılmaz değişimlerin ve doğal ayrılıkların habercisidir.
14.DENGE: Yay burcu tarafından yönetilen Denge “Cennet
dünyada olduğu gibidir”sözünü iletirken; uyum, huzur ve
tutarlılık,sağlık habercisidir.
15.ŞEYTAN: Oğlak burcu tarafından yönetilen Şeytan yanlış 
seçimler nedeni ile özgürlüklerini kaybeden saplantılı ilişkileri
ve şehvet düşkünlüğünü anlatır.
16.KULE(YIKILAN KULE): Mars tarafından yönetilen Kule 
öfke,cinsellik ve yaşam biçiminde olabilecek ani değişiklikleri,
felaketleri anlatır.
17.YILDIZ: Kova burcu tarafından yönetilen Yıldız bir olayın
olumlu gelişeceğinin habercisi olan üç karttan biridir.Umudu,
bilgeliği ve şans sezilerini simgeler.
18.AY: Balık burcu tarafından yönetilen Ay romantik hayalleri,
sezi yeteneğini,ruhun karanlık yanlarını ve fiziksel bir uyanışı gösterir.
19.GÜNEŞ: Güneşle yönetilir ve bize refah,iyi dönemin başladığının haberini verir.
20.MAHKEME: Pluton tarafından yönetilen Mahkeme Büyük Arkana grubunun ceza kartıdır.Kendini bulmak,Karma, farkındalık ve reenkarnasyonla ilişkilidir.
21.DÜNYA: Dünya ve Satürn gezegenleri tarafından yönetilen Dünya varmak istediğimiz noktaları simgeler.

KAHRAMANIN YOLCULUĞU

Kahraman
 Lütuf
Yetenek
 
Çağrı
Eşikten Atlama
Meydan OkumaZorlu Görev
Yeraltı Dünyasına İnişÖlüm
Dönüşe GeçmeDönüş Eşiğini Atlama
Dönüş Yeniden Doğuş
© Güneş Yamanlıca, 01.09.2006, İstanbul

Lütuf / Yetenek

Bu süreci tamamlayıp döndüğümüz zaman bunun bir lütfu vardır, sahip olduğumuz yeni yetenek ve farkındalık düzeyimizle bunu keşfederiz. Bu bizim yaşam görevimiz, varoluş nedenimizdir ve keşfedip yaşamımıza dahil etmemiz gerekir. Bu lütuf, daha güçlü olup liderlik etmek, hiç farkında olmadığımız bir konudaki yeteneğimizi keşfetmek ve bunu yaşama uyarlamak, insanlara koşulsuz sevgi verebilmek ve onları olduğu gibi kabul etmek vb. olabilir. Dönüşümümüzün özü, içinde bulunduğumuz toplumda öyle ya da böyle bir farklılık yaratıp ona katkıda bulunmaktır. Mitolojik hikayelerde kahramanlar ya bir krallığı kurtarır ve ona yeni bir şekil verirler ya da yeni bir krallık, ulus veya inanç sistemi kurarlar. Ama bu her zaman öyle kolay olmaz. Öncelikle bu lütfu keşfetmek zordur ve çaba ister. Bu çabanın mutlaka gösterilmesi gerekir, çünkü yaşadığımız ölüm ve yeniden doğuş sürecinin anlamı burada yatar. Joseph Campbell bu aşamayı yolculuğun en zor noktası olarak tanımlamış, “yeraltından yeryüzüne çıkabilir ama lütfu keşfedememiş olabilirsiniz” demiştir. O nedenle bunu keşfetmek başlı başına zorlu bir görevdir, çünkü keşfedilmediği takdirde buna ilişkin çağrılar gelmeye devam edecektir. Bu lütfu keşfetmenin zorluğunun yanı sıra keşfettiğimizde uygulamakta da zorluk yaşayabiliriz.Yeni düşünce ve farkındalıklarımız her zaman kabul görmeyebilir, biz bu yolculukla içinde bulunduğumuz toplumumuzun sindirebileceğinden öte bir noktaya varmış da olabiliriz. Bu noktada geri adım atmamak ve yolculuğun gereğini yerine getirmek önemlidir. Tarihteki büyük adamların hiç birisi geri adım atmadıkları için büyük adam olabilmişlerdir. Aslında biz bu lütufla doğarız, yani fiziksel doğum zaten bir lütuftur. Her birimizin dünyaya gelişinin bir nedeni ve yerine getirmesi gereken bir görevi vardır, ama bunu keşfedebilmek için defalarca ölüp yeniden doğmamız gerekir.

Çağrı

Çağrı genelde bizi hareket etmeye çağıran bir zorluk şeklinde kendini gösterir;

*Bir kayıp, sevdiğimiz birisini ya da bir şeyi kaybetmek

*Aldatılmak, birlikteliğimize ilişkin yaşanan sorunlar

*İşten çıkartılmak ya da istifa etmek zorunda kalmak, ya da kendi işimizi sonlandırma zorunluğu

*Yaşamda kendini bir çıkmazda hissetmek

*Bir karar verme ikileminde olmak ama karar verememek

*Hastalık ve bunlara benzer durumlar

Eğer yolculuk zamanımız geldiyse yukarıda bahsi geçenler gibi olgular mutlaka başımıza gelirler ve bize bir şeyler anlatmaya çalışırlar. Bize bu böyle gitmez demektedirler. Burada devrede olan şey Jung’un eşzamanlılık ilkesidir. Başımıza gelenler tesadüf ya da kör talih değildir. Bunun başımıza gelmesinin bir nedeni vardır ve bizi rutin yaşamımızdan alıp başka bir yere atar.

Eşikten Atlama

Bu çağrılara kulak vermek bize kalmıştır. Zaten hep kötü şeyler beni bulur. Zaten bende şans olsa… gibi söylemlere kapılıp eski rutinimize dönmez, konuya Bu şimdi benim başıma niye geldi? Hayat bununla bana ne anlatmak istiyor? Bu olayda almam gereken ders nedir? diye yaklaşırsak çağrıya kulak vermiş ve yolculuğun eşiğinden atlamış oluruz. Bu aşama kısa bir adım olmakla birlikte en az cesaret edilenidir. Çoğu yolculuk çağrıya kulak verilmeksizin başlanmadan kalır ve kişi bir kısır döngüye girer. Çağrılar çeşitli biçimlerde gelmeye devam eder ama kişi o çağrıları hep talihsizlik ve kaderin oyunu olarak algılar.

Meydan Okuma / Zorlu Görev

Eşikten atladıktan sonra zorlu görevimize başlarız. İç dünyamızla, bilincinde olduğumuz ama inkar ettiğimiz güçlerimizle, ya da bugüne kadar hiç farkında olmadıgımız bilinçaltımızın karanlık ve tehlikeli güçleriyle, gölgemizle yüzleşiriz. Bu bizi korkutur. Burada karşımıza çıkan temalar bugüne kadar arkasından gelebilecek olaylardan korkuyor olmamız nedeniyle yaşamaya direndiğimiz, yok saydığımız temalardır, olgusal ya da psikolojik. Ve bu ürkütücüdür, ama zaten de ürkütücü olması gerekir. Örneğin burada görürüz ki biz taktığımız maske gibi güçlü değilizdir, bizim de ihtiyaçlarımız vardır ve başarısız olmaktan korkmaktayızdır; sahip olduğumuz meslek hiç sevmediğimiz bir meslektir ve sevdiğimiz bir mesleğe yönelmek hem bilgisel, hem de finansal olarak sıfırdan başlama gerektirdiği için bizi korkutmaktadır; bize hiç uymayan bir kişilik ve yaşam modeli geliştirmişizdir ve alıştığımız modelleri terkederek yeni modeller oluşturmamız ve beraberinde çevremizi değiştirmemiz gerekir; ilişkilerimizde sevgi yerine bağımlılık geliştirmişizdir ve sevgi nedir bilmiyoruzdur ve bunu bilmediğimizi görmek bize acı verir, çünkü sevgi vermemiş ve de almamışızdır; görürüz ki biz sandığımız gibi iyi bir insan değilizdir, kıskançlıkla, bencilce ve haince davranmışız, haksızlık etmiş, hiç empati geliştirememişizdir; yıllar geçmiş biz hala kendimizi tanıyamamış, gerçekte ne istediğimizi bilememiş, bunu ifade edememiş ve dolayısıyla o neyse hayattan onu alamamışızdır. Bunları farketmek bizi korkutur, kabul etmek ise cesaret ister ve acıtır. Burada iyiyi ve kötüyü, korkuyu ve arzuyu aynı anda görürüz ama ayrı ayrı durmaktadırlar. Aslında bu ayrı güçler birbirlerini tamamlayan şeylerdir ve bütünleşmeleri gerekir, örneğin beyaz olmazsa siyah olamaz, gündüz olmazsa gece olamaz ve iyi olmazsa kötü olamaz. Marianne Wiliamson “Return to Love” adlı kitabında şöyle der: “En derin korkumuz yetersiz oluşumuz değildir. En derin korkumuz ölçülebilenin ötesinde güçlü oluşumuzdur. Bizi en çok korkutan karanlığımız değil ışığımızdır. Kendimize “Ben kimim ki akıllı, göz kamaştırıcı, yetenekli ve muhteşem olayım?” diye sorarız. Aslında, siz kimsiniz ki olmayasınız?” Gölgemiz karanlıkta kaldığı, yani onunla yüzleşmediğimiz takdirde sorun yoktur ama gün ışığına çıkmaya başladıkça ışığımız onunla bütünleştiği için daha da güçlenir ve işte biz bu ejderhadan ve onun gücünden korkarız.

Yeraltı Dünyasına İniş / Ölüm

Bu, kahramanın test edildiği nokta, kendi ejderhamızla yaptığımız dövüştür. Burada içsel bir süreç olarak yüzleştiğimiz gölgemiz dışsal bir kaynağa yansıtılmıştır ve biz gölgemizi bize kötü davranan, bizi sevmeyen, bizi aldatan, hakkımızı yiyen bir kişi olarak deneyimleriz. Bu yansıma bir kişiye değil bir olaya da yöneltilebilir, yani başarabilmek için gölge yanımızdan yararlanmamız gereken bir sınav, altından kalkılması gereken zorlu bir olay olarak da kendini gösterebilir. Burada bu deneyimin ne anlama geldiğini ve bu anlamı gerçekleştirebilmek için ejderhamızla dövüş stratejimizin ne olması gerektiğini belirlememiz gerekir. Yani “Neyi, nasıl değiştirmeliyim?”in cevabını bulmamız ve onu uygulamamız gerekir. Örneğin konu bizi tüm yaşam potansiyelimizi kullanmaktan alıkoyan bir davranış ya da ilişki olabilir veya yeniden gözden geçirmemiz ve belki de terketmemiz gereken bir bakış açısı veya yaşam biçimi olabilir. Bu yazıldığı kadar kolay değil zorlu bir dövüştür ve kendini adamak gerekir. Bu dövüşte yenilgiler ve geri çekilmeler olur ama yılmamak gerekir. Burada pes etmek bizi olduğumuzdan da kötü kılacaktır. Peri masallarında ve mitolojik hikayelerde ejderhayla dövüşen kahramana zorda kaldığında daima yardıma koşan ulu bir güç vardır. Hikayelerde bu bir tanrı, bir hayvan ya da bir ritüel, yani kahramanın inancını güçlendiren, doğru yol aldığını tasdikleyen bir kişi ya da olaydır. Yaşamda da inancını yitirmemek ve gerektiği noktada bir terapist ya da bir dosttan yardım almak gerekir. Hatta bunlar tesadüfi(!) bir şekilde yanımızda da belirebilir, ya da bir kişi olmaz da içimizde öyle bir içgörü belirir ki inancımızı güçlendirir ve bize bir yol gösterir. Bu mücadele esnasında dışarıya karşı kapanmış, dışsal yaratıcılığımızı yitirmiş, öfkeli, acı dolu ve depresif oluruz. Sembolik bir ölüm sürecindeyizdir. Bir diğer deyişle yeniden doğmak için ölmeye yatmışızdır.

Dönüşe Geçme

Ejderhayı yenip korkularımızdan kurtulduğumuz zaman ölümümüz ve dönüşümümüz gerçekleşir. Yeni bir parçanın oluşabilmesi için başka bir parçamız ölmüştür. Örneğin cesarete yer açılabilmesi için korkumuz ölmüştür, bağımsız ve güçlü olabilmemiz için bağımlılığımız ölmüştür. Yaşama bakışımızda bir şeyler değişmiş, biz değişmişizdir. Kimliğimiz farklıdır ve kaderimiz değişmiştir. Yaşam enerjimiz geri kazanılmış, bize bir ilham gelmiştir. Artık yeni farkındalıklarımızı günlük yaşamımızda uygulayabilmek için ortaya çıkma zamanımızdır.

Dönüş Eşiğini Atlama / Yeniden Doğuş

Gerçekleşen dönüşümümüzün ardından kendimizle birlik içerisinde olma duygusu deneyimleriz. Dönüşümümüz bize yaşam ve dünya ile uyum getirmiştir. Yolculuğumuzun neden olduğu değişimlerle bütünleşmiş ve yeniden doğmuşuzdur. Bizi yolculuğa gönderen sorun bir sonraki çağrı gelinceye kadar halledilmiştir. Bu duygu ve farkındalıklarla günlük hayatımıza döneriz ve bundan heyecan duyarız.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: