NUMEROLOJİ

DÖRT AS
ASALARIN ASI : Ateş güçlerinin kökü.
KUPALARIN ASI : Su güçlerinin kökü.
KILIÇLARIN ASI : Hava güçlerinin kökü.
TILSIMLARIN ASI : Toprak Güçlerinin kökü.

İKİLİLER
ASALARIN İKİLİSİ : Egemenlik
KUPALARIN İKİLİSİ : Sevgi
KILIÇLARIN İKİLİSİ : Tesis Edilmiş Barış
TILSIMLARIN İKİLİSİ : Uyumlu Değişim

ÜÇLÜLER
ASALARIN ÜÇLÜSÜ : Tesis Edilmiş Kuvvet
KUPALARIN ÜÇLÜSÜ : Bereket
KILIÇLARIN ÜÇLÜSÜ : Keder
TILSIMLARIN ÜÇLÜSÜ : Maddi İşler

DÖRTLER
ASALARIN DÖRTLÜSÜ : Kusursuzlaştırılmış Eser
KUPALARIN DÖRTLÜSÜ : Haz
KILIÇLARIN DÖRTLÜSÜ : Kavgadan Uzaklık
TILSIMLARIN DÖRTLÜSÜ : Dünyevi Erk

BEŞLİLER
ASALARIN BEŞLİSİ : Kavga
KUPALARIN BEŞLİSİ : Zevkte Kendini Yitirme
KILIÇLARIN BEŞLİSİ : Yenilgi
TILSIMLARIN BEŞLİSİ : Dünyevi Bela

ALTILILAR
ASALARIN ALTILISI : Zafer
KUPALARIN ALTILISI : Neşe
KILIÇLARIN ALTILISI : Kazanılmış Başarı
TILSIMLARIN ALTILISI : Maddi Kazanç

YEDİLİLER
ASALARIN YEDİLİSİ : Cesaret
KUPALARIN YEDİLİSİ : Yanılsamalı Başarı
KILIÇLARIN YEDİLİSİ : İstikrarsız Çaba
TILSIMLARIN YEDİLİSİ : Gerçekleşmemiş Başarı

 SEKİZLER
ASALARIN SEKİZLİSİ : Çabukluk
KUPALARIN SEKİZLİSİ : Terk edilmiş başarı
KILIÇLARIN SEKİZLİSİ : Kısaltılmış güç
TILSIMLARIN SEKİZLİSİ : Basiret

Sekiz sayısının sembolizmi içerisinde yedilerin sebep olduğu kaos ve çalkantıdan yeni bir düzen yaratmayı,öncelikleri yeniden gözden geçirmeyi, derlenip toparlanmayı, yeni planlar yapmayı, yeni bir rotaya yönelmeyi ve gücün dengeli ifadesini barındırır.

 Sekiz sayısında yeniye ve değişime doğru hareket vardır ama dört sayısının gücünü ikiye katladığı için tümüyle hareketsiz kalmaya da sebep olabilir. Yeniye ve değişime doğru hareket dediğimiz zaman elbette bırakma ve bırakmaya direnme olgusu da söz konusu olacaktır.

 Kupa Sekizlisi bırakmayı ve yeniye yönelmeyi bize en açık şekilde anlatan karttır. Üstelik arkada bırakılan kupalar da derli topludur, yani yapılabilecek her şey yapılmış, verilebilecek tüm emekler verilmiş ama bir şey elde edilememiştir. O nedenle artık bırakılması gereken her ne ise – kişi, iş, görüş, yaşam tarzı – onu bırakma ve yapılabilir olana yönelme zamanıdır. Elbette bu kolay değildir, ama kolay olmamakla birlikte özgürleşitirici ve iyileştiricidir. Bu kart kendimiz için hayır diyebilmenin kartıdır.

Kılıç Sekizlisi‘nde dört sayısının ikiye katlanmış gücünü görürüz. Aklın gücü -kılıçlar- sarmıştır etrafı. Kişi bağlıdır ve kıpırdayamamaktadır. Ama ayaklarına baktığımızda aslında istese hareket edebileceğini görürüz, çünkü ayaklar serbesttir. Ama gözlerin bağı kendi durumunu görmeyi engellemektedir. Eğer bu durum içimizi bastırdığımızın ve kendimizi yaşamaktan alıkoyduğumuzun işareti değilse, belki de gönüllü olarak bir şeylerden uzak durduğumuz, kendimizi kısıtladığımız geçici bir feragat durumunun işaretidir.

Para Sekizlisi yeni planları vurgular. Kişi işinin ve yeni yolunun başındadır. Giriştiği iş, girdiği yol uzun solukludur. Yeni bir iş öğrenerek geleceğe yatırım yapmakta ve uğraşısı da umut vadetmektdir. Üzerinde çalıştığı banka o rahat oturuşundan elindeki işi öğrenmekten ve yapmaktan keyif duyduğunu anlarız. Üstelik ilgisini ve enerjisini tümüyle işine vermiş, ona odaklanmıştır. İş hayatına ya da yaşamaya dair daha öğrenecekleri vardır.

Değnek Sekizlisi hareketi vurgular. Değnekler ya da bizim deyişimizle leylekler havadadır, çünkü bu hareket her durumda bir yolculuk olacaktır bizim için. Bu yeni yolun haberi bize varmak üzeredir. Şimdi bu harekete ayak uydurma ve yeni olaylara girişme ya da yeni farkındalıklar kazanma zamanıdır. Bu hareketin başlamavuruşunu yapan bizizdir aslında, ama o vuruşu yaparken hiç de bu kadar hızlı olacağını öngörmemişizdir.

Adalet kartının sayısının sekiz oluşundan yola çıkarak konuşacak olursak belki küçük arkananın sekizlilerine de bir göz atmak iyi olur. Bu süreçte yeni bir yola çıkıyor, yeni bir yöne dönüyor olabiliriz ama aynı Kupa Sekizlisi’nde olduğu gibi kendimize karşı dürüst ve arkamızda daha sonra gelip bizi bulacak bir şeyi bırakmadığımızdan emin, Para Sekizlisi’nde olduğu gibi daha öğrenecek şeylerimiz olduğunun farkında ve önyargısız, Kılıç Sekizlisi’nde olduğu gibi disiplinli, sorumluğumuzun bilincinde ve zihin gücümüzün farkında ve Değnek Sekizlisi’nde olduğu gibi biz hiç beklemesek de bazı dinamiklerin devreye girebileceğinin bilincinde olmamız gerekir.Sayısal sembolizmde sekiz sayısı uğurlu bir sayı olarak kabul edilir, onu bir uğura dönüştürmek ise bizim elimizdedir.

DOKUZLULAR
ASALARIN DOKUZLUSU : Büyük kuvvet
KUPALARIN DOKUZLUSU : Maddi mutluluk
KILIÇLARIN DOKUZLUSU : Umutsuzluk ve zulüm
TILSIMLARIN DOKUZLUSU : Maddi Kazanç

Büyütülmüş Kutsal Üç: 9

Dokuz sayısı tek haneli sayıların sonuncusudur. Bir sona, bir şeyi tamamlamaya yaklaşıldığını gösterir, yani bir döngünün tamamlanmakta ve bir geçişimin gerçekleşmekte olduğunun habercisidir. İnsanoğlu doğmak için dokuz ayın tamamlanmasını bekler ve onuncu aya girdiğinde doğar. Dairenin derecesi olan 360’ın rakamlarını topladığımızda çıkan sayının 9 olduğunu görürüz. Bu nedenle burada bir kendine dönme vardır, ama değişmiş olarak.

Dokuz, erişmeyi, bir sonraki döngüye hazırlığı, dolayısıyla birikimi ve toparlanmayı, şimdide yaşamayı ve bolluğu temsil eder. Bizden içsel öz değerimizin ve niteliklerimizin farkına varmamızı ve bu servetimizi dışsal dünyaya yansıtarak etkili bir farklılık yaratmamızı ister. Bu farklılık on sayısına yansıyacaktır.

Ancak dokuz aynı zamanda acı çekmeyle de ilişkilendirilen bir sayıdır. Çünkü sahip olduğumuz servetimizin farkına varmamız için bazen acı çektiğimiz ve yalnız kaldığımız bir süreçten geçmemiz gerekir. Dokuzlu kartlara bir arada baktığımızda da bu paradoksun betimlenmiş olduğunu görürüz.

Kupa Dokuzlusu bolluğu resmeden kartlardandır. Karttaki adam keyiflidir ve hoşnuttur. Hayatın tadını çıkarır, dostlarını ağırlar, onlarla birlikte eğlenir. Belki de amacı, kazandığı serveti sergilemek ve bunu kutlamaktır. Belki servetini herkes görsün istiyordur. Ancak kendisinin de görmesi gereken şeyler vardır: Bu eğlenceyi bir sefahate dönüştürmemesi ve bu serveti elde etmenin onun için neye mal olduğunu unutmaması gerektiği gibi.

Kılıç Dokuzlusu ise acıyı resmeden kartlardandır. Resimdeki kişi bir kabus görmüştür ve uyuyamamaktadır. Ne kadar felaket senaryosu varsa yazmakta, azap içerisinde kıvranmaktadır. Kendi karanlığında boğulmuştur. Sabah güneşini ve mavi gökyüzünü görebilmesi için yapması gereken bu karanlık duyguların kaynağına ulaşmaktır. Buna ulaştığında yapacağı şey ise kaynak ister içeride ister dışarıda olsun bu duygularla yüzleşmek, onların hiç de sandığı kadar alt edilemeyecek şeyler olmadığını görmek ve yeni güne bu sınavı vermek üzere uyanmaktır.

Değnek Dokuzlusu da acıyı resmeder, ama bu acı geçmiş bir acıdır aslında. Acı geçmiştir, ama korkusu hala durmaktadır. Ancak bu korku, üstesinden gelinmedikçe o acıyı yaşamamak için hayatı da yaşamamak şeklinde gösterecektir kendisini. Halbuki bir daha aynı acıyı yaşamamak ve aynı hataya düşmemek üzere yaşam karşısında kararlılıkla durmak gerektiğidir bu kartın bize söylediği.

Para Dokuzlusu bu grubun içerisinde en zengin, en ferah ve en refah resmedilmiş olan karttır. Her tarafından bereket ve bolluk taşar. Bu kart dokuza gelene kadarki kartların derslerinin öğrenilmiş olduğunun, şimdi ise bunların semeresinin toplanacağı zamanın gelmekte olduğunun habercisidir. Üstelik kadının eline talih kuşu da konmuştur. Artık bir sonraki döngü için hazırlıklara başlayabilir.

ONLULAR
ASALARIN ONLUSU : Zulüm
KUPALARIN ONLUSU : Kusursuzlaştırılmış Başarı
KILIÇLARIN ONLUSU : Yıkım
TILSIMLARIN ONLUSU : Refah

10 sayısı tamamlamayı, hem başlangıcı hem de bitişi temsil eder. Eski döngü biter, yeni bir döngü başlar. 1’e geri dönersin ama bu sefer 1’in yanında eski döngüyü tamamlamış olmanın sana sunduğu yeni olasılıklar vardır: 10 -> 1 + 0. 1 yanında 0’ı, yani olasılıkları taşır. 

Pisagor için en asli ve kutsal sayı olan 10 ilk dört sayının toplamıdır:1+2+3+4=10. Dört ile dünyevi olarak vücuda gelme yani tezahür tamamlanır, ortaya çıkma  gerçekleşir, dolayısıyla 10 evrenin ve yaratılışın sayısıdır. Çoğu yaşam yolculuğu da içinde 10 sayısını barındırır. Geçen ay da dediğimiz gibi insanoğlu onuncu aya girdiğinde doğar. Truva onuncu yılda düşmüş, Odysseus’un yolculuğu 10 yıl sürmüştür. İlginçtir ki birçok tezahüre gebe olan Çanakkale savaşında galibiyet sürecinin başlaması ile tamamlanması arasında da 10 ay vardır. Üstelik bu 

örneklerin hiçbirisi acısız değildir.

Kılıç Onlusu‘na baktığımızda biz bu acıyı iliklerimizde hissederiz. O ne kılıç batırıştır o. Ama demek ki başka çare kalmamıştır, artık kesip atmak, haşin de olsa sonlandırmak gerekir. O sonlandırdığımız, yaşamımızdan çıkarıp attığımız şey yeni döngüye beraberimizde götüremeyeceğimiz şeydir. Eğer kesip atmazsak yeni döngüye adım da atamayız. Ancak son darbeyi vurmadan önce de gerçekten yanımızda götürüp götüremeyeceğimizden emin olmamız gerekir, kimbilir belki de gittiğimiz yere o da bizimle gelmelidir.

Neyseki Kupa Onlusu yüzümüzü aydınlatır. Kupaların oluşturduğu o gökkuşağını görmek ne de sevindirir bizi. Üstelik yeni döngüye girerken yalnız da değilizdir. Ailemiz ve sevdiklerimiz yanımızdadır. Sevgi dolu ve mutluyuzdur. Var olan bağlarımızı güçlendirmiş, hatta belki de yeni bağlar kurmuşuzdur. Bunun huzur ve keyfiyle yeni döngüye güvenli ve ufku geniş adımlar atabiliriz.

Değnek Onlusu da acıyı ve bunalmış olmayı resmeder. O değnekler nasıl da kapatmıştır önümüzü. Sanki tek amaç yalnızca taşımak olmuş, hedef gözden kaçmıştır. Üstelik hepsini de taşımak gerekir mi, onu da bilmeyiz. Bu yılgınlıkla nasıl gireriz yeni döngüye. Mutlaka kendimiz için bir şeyler yapmamız gerekir, böyle devam edemeyiz. Burada silkinmek gerekir, ya silkinip değnekleri daha kolay taşıyabilmek için farklı bir kavrama yöntemi bulmamız, ya da silkinip bazı değnekleri dökmemiz gerekir.

Para Onlusu göz kamaştırır. Her köşe para kaynamaktadır. Önce paraları görürüz. Diğer detaylar için daha dikkatli bakmamız gerekir. Zaten de kart bunun için, yani biz dikkat kesilelim, yalnızca ön plandaki paraları görmekle kalmayalım diye böyle betimlenmiştir. Zenginlik gözümüzü kamaştırmamalı, başka değerleri görmemizi engellememeli, değerbilmezliğe ve düşüncesizliğe sebep olmamalıdır. En sıradan görünen şey bile bizim sandığımızdan çok daha fazla zenginliğe ve derinliğe sahip olabilir. Bunu kavramak bize yeni döngüde gerekli olacaktır.

Yaşamaya dair bilgelik kazanmak domatesi meyve salatasına doğramamak kadar  kolay olsa ne güzel olurdu değil mi? Ama maalesef öyle kolay olmuyor. Biberi bile tatmadan acı olduğunu anlayamıyoruz. Fakat ne diyorlar: “Acı biber iyi bir antioksidandır ve metabolizmayı hızlandırır.” 

Metabolizma canlı organizmada hareketi, enerjiyi sağlamak için oluşan, biyolojik ve kimyasal değişimlerin bütünü olarak tanımlanıyor. Yani bu değişim ne kadar fazlaysa, biz o kadar aktif bir canlıyız.

Aynı acı bibere, yaşamımıza dair bilgelik kazanmak için de ihtiyacımız var, ancak biz yemeklerde o biberi yiyoruz, yaşamımızdaki sembolik acı biberlerden ise uzak duruyoruz. Halbuki sembolik metabolizmamızı hızlandırmayı, kendi yaşamımıza aktif olarak dahil olmayı, psikolojik bağlamda değişmeyi ve dönüşmeyi ancak bu yolla gerçekleştirebiliriz. Oscar Wilde’ın dediği gibi, “Daha derin bir kişiye dönüşmüş olmak, acı çekmiş olan kişilerin ayrıcalığıdır.”

Oscar Wilde’ın bir başka söylediği şey ise kişinin yaşamın acılarından kaçmasının, o kişinin kendi yaşamına seyircisi kalması demek olduğudur. Bir döngünün tamamlandığı, bir geçişimin gerçekleştiği ve yeniden başa döndüğümüz küçük arkana onlularında yaşayacaklarımız önceki dokuzda yaşamımıza ne kadar seyirci kaldığımızı bize gösterecektir, çünkü seyirci kaldıysak acılı ve keskin, aktif katılımcı olduysak mutlu ve yumuşak bir geçişim deneyimleriz.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: